İYİ Kİ!

Bazıları iyi ki var ve bazıları neyse ki yok.Diyor bir adam.

Neyse ki kelimesine cevap veriyor peri şair ben istediğim için bazıları artık neyse ki.

Az insan çok huzurrrr.

Reklamlar

Serbest bölge.

Çok mutlusundur.Hersey yolundadır.Ama ne kadar mutlu olursan ol insanoğlunun hüzüne de ihtiyacı vardır arada insan olduğumuzu hatırlamak için ağlamalı. Ben buraya 2.15 ve 4.dakikasinda hiper mutlu iken bile huzunlenip insan olduğumu hatırlayıp ağladığım harika bir enstrümantel bırakıyorum, hayata göğüs geren güçlü bir kadın olarak.

Hediyem.

sen bir karanfilsin, delisin içlisin de, bükersin hemen boynunu mendilimin içindeki kirazdır bilmem ki, ne desem, yaz mutluluğu. nasılız ay ışığındaki dostum bütün bir gecenin uykusuzluğu bak şimdi her şey bir dengeye uydu bir domates, birkaç domates hemen hemen tartıldı bir sancı gibi yerleşti şuramıza özgürlük kirazlar kirazlar gözyaşları günbatımının karanfilin kokusu … anlatamıyorum galiba hüzün değil yaz mutluluğu.

*edip cansever | yaz mutluluğu.

Ve ömrüm hep mutluluğum hep huzurum kal ilk geldiğin gün ki gibi.Sonbahardı yıl 2015 sen karanfillimisin deyip sana kalbim ile geldim dediğin ilk günki gibi seni çok seviyorum.

Kırmızı detay.

Hafta sonuna yakışır.

Musique Encore et Encore Un amant des muses ne devrait pas ignorer ces choses-là. On dit donc que les cigales étaient des hommes avant la naissance des Muses. Quand le chant naquit avec les Muses, plusieurs des hommes de ce temps furent si transportés de plaisir que la passion de chanter leur fit oublier le boire et le manger, et qu’ils moururent sans même s’en apercevoir. C’est d’eux que naquit ensuite la race des cigales, qui a reçu des Muses le privilège de n’avoir aucun besoin de nourriture. Du moment qu’elles viennent au monde, elles chantent sans boire ni manger jusqu’au terme de leur existence, puis elles vont trouver les Muses, et leur font connaître ceux par qui chacune d’elles est honorée ici-bas : à Terpsichore, ceux qui l’honorent dans les chœurs, et ils lui deviennent plus chers sur le rapport de ces fidèles témoins; à Érato, ceux qui l’honorent par des chants amoureux; et pareillement à toutes les autres, ceux qui leur rendent l’espèce d’hommage qui convient à chacune. A la plus âgée, Calliope, et à la cadette, Uranie, elles font connaître ceux qui, vivant an sein de la philosophie, rendent ainsi hommage aux chants de ces deux déesses, les plus mélodieux de tous; car ce sont elles qui président aux mouvements des corps ce lestes et aux discours des hommes. Voilà bien des raisons pour parler au lieu de dormir en plein midi. PHÈDRE. SOCRATE. Parlons donc………….

Kırmızı, siyah ve beyaz ikimiz.

Hoş geldin ömrüm,nefesim , Sağanak sözcüklerin ortasına hoş geldin. Dilin kıyısına, sözün tepelerine, kelimelerin ülkesine zaman sırça kadehte demlenirken, günler oyalanırken bir anda geliverdin. Nice günler akacak zamanın yanağımızdan ve akmakta ahhhh ne güzel. Huzurlu bir günün bilinen yaşanmışlıkları ile birlikte karıştık ya hayata ikimiz ahhh ne güzel . Ne zirveler çöktü gitti gözlerimizden . Gün geldi üzüldük gün geldi mutluluktan esriyecek kadar döndü başımız , döndü çark-ı felek gibi ve biz yine beraberiz …Ebem kuşakları geçti,yağmur ve kar bulutları küredik önümüzü kapatan birbirimize sımsıkı tutunup tüm afetlere karşı başımızın üzerinden. Renkleri tutmaya çalıştık ve kırmızı saygı ile eğildi arkasından siyah ve gri ayrılmazımız ve peşinden koştuk yılmadan …Ve ikimiz olduk birbirimize her gün daha saygı duyarak ve devam.

Saykoya bağladım yine.

Yine bol köpüklü cehennem biralı sarmaşıkları büyüteceğim ,pancardan dudak kremi yaptım kendime facebukta gördüm , sürü sürü şiirler tüküreceğim demek bu. Yine ben limandaki direkler ormanında saykoyum yine bütün cingan komsularımın kapı önlerinde ayaklanıyor çöpler boyunlarını bükmüş tek tek AVM önünde abla para versen ya ,ama her gece mey sağlam çöpe attığım berjer koltuk üstünde pehh sokağımı aydınlatan cenaze ilanı verilen ama suların kesileceğini haber vermeyip yüzümü is yerinde yikamama sebep olan belediye hoparlörünün takıldığı lamba ile şarkılarımı AVM nin yüzümü yarım aydınlattığı balkonumda dinliyorum.Çöktüm mindere huzurlu bağlıyor ve kılıyor beni eğer sen yine Ereğli kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan Erdemirin baca çığlıklarıyla bıçaklanıp intihar dumanları içindeki hay lanet her gün balkonmu yıkanır dedirtiyorsun ya bana helalllll.