Pih.

image

Evin sıcaklığı düşmesin diye kapısı kışın kapalı tutulan salondaki avizenin elmas şekilli kristal süslerinden ucu kırık olanı gibiyiz bazen..
Sanırım yeterince kırık olanı gibi..

(Noluyo lan)

Minik Davşan

Kontrol

image

Ararsan herkeste bir kusur, bir hata bulursun.Bir başkasının zayıf noktalarından faydalanarak onlardan daha üstün olduğunu sanma.Daha doğru olduğunu ispatlamaya çalışma.Onları yargılama.Bu seni güçlü yapıp, büyütmez.Başkalarını küçülterek büyüyemezsin.Sen, düşeni kaldırarak büyüyebilirsin.

Minik Davşan

YOL

image

Yolun sizi götürdüğü yerden gitmeyin. Yol olmayan yerden gidin. O zaman kimsenin görmediği şeyleri görürsünüz. O zaman yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde “yaşadım” diyebilirsiniz. Başkalarının sizin için çizdiği yollarda ilerlemek size hiç birşey katmaz. Sadece o yolu sizin için çizen insanın amaçlarına hizmet edersiniz.

Minik Davşan

Uyumalıyım

image

Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek bir satır bile okumazdım.
Taş bebeğim ters çevrilince ağlardı
Bir derdi var derdim.
Derdimi demeyi ben taşbebeğimden öğrendim.
Ninni derdim, ninni bebeğim!
Cam gözlerini kapardı, naylon kirpiklerini.
Plastik gözkapaklarının ardında,
Bilirdim rüyaları yoktu bebeğimin,
Gözyaşları da.
Ağladıkça tükürüğümden sürerdim gözaltlarına.
Bu kadar kolay harcamazdım rüyalarımı,
Kırmızı çantamda bayram harçlıklarım olmasa.
DİDEM MADAK

Minik Davşan

Sabır

image

Biraz daha sabır ey kalbim geçecek.Mutlu yaşlarıma çok az kaldı sabır ey kalbim çok az daha

sabır.Sabretmeyi anacığımdan öğrendim sonra vücudum şekilledi ayım dedi sabır davşanım az daha sabır son gayret ile sabır.

Minik Davşan

DÜŞÜNCE NEDİR?DÜŞÜNMEK BİZİM NEYİMİZE?

Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiç bir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize; “düşünmek nedir? Düşünce nedir?” diye sorduğunda cevap veremiyoruz.
Jiddu Krishnamurti  – ” Farkındalığın Işığı s.16 “

image

Millet olarak düşünüyor muyuz?

Açın televizyonları, siyasi programların hepsine bir bakın; “Terör neden bitmiyor?” sorusunun cevabını 30 yıldır hep aynı adamlar cevaplıyor, televizyonlarda hep aynı adamlar konuşuyor. İsimleri farklı lakin konuşmaları ve düşünceleri hep aynı! Soruna çözüm odaklı yaklaşımları kısır ve konuşmaları lolipoplu cümleler içeriyor. Yıllar önce filanca kişinin terör hakkında söylediklerini, fikirlerini anlatıp; “Türkiye teröre karşı bunu deneyebilir” demek ve bunu söyleyen insanları bilirkişi diye televizyonlara çıkarıp halkın karşısında konuşturmak, halkı aptal yerine koymaktır. Bu adamlarda öz düşünce yok, düşünmek yok.

Ülkede bir bomba patlar, bu adamlar hemen canlı yayınlara bağlanıp yorumlar yapar. Ülkede çözülmesi istenilen bir sorun vardır. Bu adamlar konuşur, çözüm arar. Ülkede gündem olan bir konu hakkında tartışma yapılır, bu adamlar kanal kanal gezerek konuşmak için yırtınır. İktidarlar değişir, şartlar değişir, zaman su gibi akar geçer, ama bu adamlar hiç değişmez.

Peki sonuç? Hiçbir şey…

Oysaki

Daha konuşmamış, uzman olduğu konuda hiç yorum yapmamış, çözüm odaklı düşünce açıklamamış, fikirleri bakire, fırsat verilmemiş o kadar çok düşünce sahibi insanımız var ki… Bilgiyi, öz düşünce ile sentezleyerek ortaya farklı bir bakış açısı getirebilen o kadar değerli insanımız var ki; Sorunları çözmek adına geliştirdikleri o kadar çok çalışma var ki; Bunları halk tanımıyor. Ama onlar halkı çok iyi tanıyor. Halkla aynı otobüse biniyor. Aynı simiti yiyiyor. Aynı hayalleri kuruyorlar. Sorunlara, çözümleri var. Sosyolojik alt yapıları donanımlı. İşte bu yüzden onların fikirlerine değer verilmiyor, çünkü onların reytingi yok.

Bir kere de işte bu konuşmamışlara fırsat verin. Televizyonlara hiç çıkmamış, aklıselim düşünen insanlara. Fikir ve çözüm sahibi aydın insanlara.

Aslında biz insanların farklı düşünceye ayak uyduracak, adapte olacak isteği de yok. Yaşam tarzımız, düşünce yetimiz başkalarının elinde. Başkaları bizim için düşünüyor zaten. Para kazanmak için tüm düşünme yeteneğimizi alıyorlar bizden. Televole kültürü ve yaşam aksiyonu bizzat insan kimyasının içine işlemiş durumda.

Gözlerimizden uyku akıyor, gidip yatağımıza yatmıyoruz. Neden? Çünkü sevdiğimiz dizinin başlamasına bir saat var. İki saat de dizi sürer. Uyumak için 3 saat sonra en uygun vakit!

Kim ne yapsın yeni düşünceyi? Çözüm aramak yerine sorunların bizzat ana unsuru bizler değil miyiz zaten? Tarihini bile TV dizilerinden izleyip öğrenmeye çalışan ve yorumlayan bir millet değil miyiz? Bize sunulan bir bilgiyi düşünmeden kabul eden ve hayatına aktaran bizler değil miyiz? Başkalarının bizim adımıza kararlar almasını sorgusuz, sualsiz kabullenen bizler değil miyiz? Başkalarının düşüncelerini kullanan ve düşünceyi sahibinden daha çok delice savunan biz değil miyiz? Düşünceleri her daim değişken, menfaat odaklı yaşayan bizler değil miyiz? Teknoloji düşünen, üreten, yapan ve satan ülkelerin sömürdükleri bizler değil miyiz? Teknoloji ihracatında, Namibya ve Fiji ile aynı ligde olan biz değil miyiz?

Amerika’da, Japonya’da, Güney Kore’de, İsviçre’de ve Dünya’nın birçok ülkesinde, Türkiye için de düşünler, üretenler, fikir beyan edenler olduğu için, bizim düşünmemize, üretmemize ne gerek var.

Kısaca;

Bende dahil, “Düşünmek bizim neyimize?”

İndigo Dergisi 18 Ocak 2016

Minik Davşan