Uyumalıyım

image

Güzin Ablası kitaplar olan bir kızdım,
İçim sıkılmasa o kadar
Tek bir satır bile okumazdım.
Taş bebeğim ters çevrilince ağlardı
Bir derdi var derdim.
Derdimi demeyi ben taşbebeğimden öğrendim.
Ninni derdim, ninni bebeğim!
Cam gözlerini kapardı, naylon kirpiklerini.
Plastik gözkapaklarının ardında,
Bilirdim rüyaları yoktu bebeğimin,
Gözyaşları da.
Ağladıkça tükürüğümden sürerdim gözaltlarına.
Bu kadar kolay harcamazdım rüyalarımı,
Kırmızı çantamda bayram harçlıklarım olmasa.
DİDEM MADAK

Minik Davşan

Reklamlar

DÜŞÜNCE NEDİR?DÜŞÜNMEK BİZİM NEYİMİZE?

Çoğumuz ikinci el insanlar haline geldik. Okuyoruz, üniversiteye gidiyoruz büyük oranda bilgi biriktiriyoruz. Bu bilgiler başka insanların düşündüklerinden ve söylediklerinden oluşuyor. Topladığımız bilgileri başkalarının söyledikleriyle kıyaslıyoruz. Orijinal hiç bir şey yok. Yalnızca tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz, tekrar ediyoruz. Ve biri bize; “düşünmek nedir? Düşünce nedir?” diye sorduğunda cevap veremiyoruz.
Jiddu Krishnamurti  – ” Farkındalığın Işığı s.16 “

image

Millet olarak düşünüyor muyuz?

Açın televizyonları, siyasi programların hepsine bir bakın; “Terör neden bitmiyor?” sorusunun cevabını 30 yıldır hep aynı adamlar cevaplıyor, televizyonlarda hep aynı adamlar konuşuyor. İsimleri farklı lakin konuşmaları ve düşünceleri hep aynı! Soruna çözüm odaklı yaklaşımları kısır ve konuşmaları lolipoplu cümleler içeriyor. Yıllar önce filanca kişinin terör hakkında söylediklerini, fikirlerini anlatıp; “Türkiye teröre karşı bunu deneyebilir” demek ve bunu söyleyen insanları bilirkişi diye televizyonlara çıkarıp halkın karşısında konuşturmak, halkı aptal yerine koymaktır. Bu adamlarda öz düşünce yok, düşünmek yok.

Ülkede bir bomba patlar, bu adamlar hemen canlı yayınlara bağlanıp yorumlar yapar. Ülkede çözülmesi istenilen bir sorun vardır. Bu adamlar konuşur, çözüm arar. Ülkede gündem olan bir konu hakkında tartışma yapılır, bu adamlar kanal kanal gezerek konuşmak için yırtınır. İktidarlar değişir, şartlar değişir, zaman su gibi akar geçer, ama bu adamlar hiç değişmez.

Peki sonuç? Hiçbir şey…

Oysaki

Daha konuşmamış, uzman olduğu konuda hiç yorum yapmamış, çözüm odaklı düşünce açıklamamış, fikirleri bakire, fırsat verilmemiş o kadar çok düşünce sahibi insanımız var ki… Bilgiyi, öz düşünce ile sentezleyerek ortaya farklı bir bakış açısı getirebilen o kadar değerli insanımız var ki; Sorunları çözmek adına geliştirdikleri o kadar çok çalışma var ki; Bunları halk tanımıyor. Ama onlar halkı çok iyi tanıyor. Halkla aynı otobüse biniyor. Aynı simiti yiyiyor. Aynı hayalleri kuruyorlar. Sorunlara, çözümleri var. Sosyolojik alt yapıları donanımlı. İşte bu yüzden onların fikirlerine değer verilmiyor, çünkü onların reytingi yok.

Bir kere de işte bu konuşmamışlara fırsat verin. Televizyonlara hiç çıkmamış, aklıselim düşünen insanlara. Fikir ve çözüm sahibi aydın insanlara.

Aslında biz insanların farklı düşünceye ayak uyduracak, adapte olacak isteği de yok. Yaşam tarzımız, düşünce yetimiz başkalarının elinde. Başkaları bizim için düşünüyor zaten. Para kazanmak için tüm düşünme yeteneğimizi alıyorlar bizden. Televole kültürü ve yaşam aksiyonu bizzat insan kimyasının içine işlemiş durumda.

Gözlerimizden uyku akıyor, gidip yatağımıza yatmıyoruz. Neden? Çünkü sevdiğimiz dizinin başlamasına bir saat var. İki saat de dizi sürer. Uyumak için 3 saat sonra en uygun vakit!

Kim ne yapsın yeni düşünceyi? Çözüm aramak yerine sorunların bizzat ana unsuru bizler değil miyiz zaten? Tarihini bile TV dizilerinden izleyip öğrenmeye çalışan ve yorumlayan bir millet değil miyiz? Bize sunulan bir bilgiyi düşünmeden kabul eden ve hayatına aktaran bizler değil miyiz? Başkalarının bizim adımıza kararlar almasını sorgusuz, sualsiz kabullenen bizler değil miyiz? Başkalarının düşüncelerini kullanan ve düşünceyi sahibinden daha çok delice savunan biz değil miyiz? Düşünceleri her daim değişken, menfaat odaklı yaşayan bizler değil miyiz? Teknoloji düşünen, üreten, yapan ve satan ülkelerin sömürdükleri bizler değil miyiz? Teknoloji ihracatında, Namibya ve Fiji ile aynı ligde olan biz değil miyiz?

Amerika’da, Japonya’da, Güney Kore’de, İsviçre’de ve Dünya’nın birçok ülkesinde, Türkiye için de düşünler, üretenler, fikir beyan edenler olduğu için, bizim düşünmemize, üretmemize ne gerek var.

Kısaca;

Bende dahil, “Düşünmek bizim neyimize?”

İndigo Dergisi 18 Ocak 2016

Minik Davşan

40 Yaş

image

” 40 yaş, bir kadın için, en önemli dönemeçlerden biri.
Artık, kendinizi gencim diye kandıramadığınız, ama olgunlaşmaktan haz ettiğiniz, azıcık da olsa, duyguya mantık kattığınız bir dönem.
40 yaş, kadın için ağır, hem de çok . Birileri sizi çok genç görse de, fiziksel olarak yaşınızın çok gerisinde olsanızda, fark etmiyor. Ruhunuz en az 40.
40 yaş, artık karar vermeliyim dönemi.
Yeterince duygularımla yaşadım, artık mantık lazım dönemi…
40 yaş, hiç bir kafese sığılamayacak bir dönem,
40 yaş, elden ayaktan düşmeden, tüm dünyayı gezecek dönem,
40 yaş, akıl ile akil arasındaki farkı algılayacak dönem,
40 yaş, başkalarını merkeze koymaktan kurtulup, kendine kıymet verilecek dönem,
40 yaş, onun için ne yapabilirim yerine, ne istiyorum denilecek dönem,
40 yaş bencilleşmek için harika bir yaş,
Seyahat etmek,
İstediğin yerde yemek,
İstediğin zaman uyumak, uyanmak, çalışmak ve aynı zamanda gönlünden geldiği gibi, ket vurulmadan yaşamak için karar mercinin sadece kendin olması gereken, kimseye uymayan, size has, başkaları için, çok feci bir dönem,
40 yaş, hayatındaki herkese, hey ben de varım dediğin bir dönem,
40 yaş, kırmak istemediğinden çok, kırılmak istemediğin bir dönem,
40 yaş, Çağlayan’ın tam tepesi,
Oraya kadar gelebilenlerin, o andan sonra, seninle aşağı atlayıp, atlayamayacağına karar vermesi gereken dönem,
40 yaş, sonbahar gelmeden, şortunla bahçede oturabileceğin son dönem.
Ya adam gibi, gönlünce , keyifle yaşarsın…
Ya, kış gelir, o baharı yana, yana ararsın.
40 yaş var ya 40 yaş…
Hata yapamayacağın kadar geç,
Dünyayı baştan yaratacak kadar güçlü,
Boyun eğmeyecek kadar sağlam,
Ama bir kez daha kırılmayacak kadar yorgun olursun,
Bir çok şey için erken, yeniden başlamak için,hata yapmak için geçtir 40…
Ama herşey içinde aslında, yeni bir başlangıç,
40 yaş, yorulmuş bir yüreğin, iyileşme zamanıdır aslında,
Atacağı her adımı doğru atmak için uğraşır,
40 yaşında bir kadın, hata yapmak istemez artık,
Yüreğinin götürdüğü yere gitmekten korkar,
Aklını dinlemeyi öğrenir,
Artık gidilen yol çok , varılacak yer az kalmıştır.
40 yaş, büsbütün, şekil değiştirdiğin bir noktadır aslında,
Karar verme zamanıdır.
Başkaları için değil, kendin için yaşama zamanıdır.
Başkalarının, seni düşünme zamanıdır.
Tek atımlık kurşunun vardır artık…
Zor zamandır, çok zor…” yazar sadece kadınlara yazmış gibi ama bence tüm kırklı yaşlara hitap ediyor ! O gözle bakınız

Alıntı.

Minik Davşan

Öhömmm

Bugun bana korno ettirip duran sist pist diye camdan laf atan delikanliya işaret edip arabasını sağa çektirdim.Yanına edalı edalı yürüyüp camını aralattım ve kulagina şöyle fisildadim. “Bak delikanlı senin arabanda,motor yağına depoluk eden karterini söker,yakit-hava karisimini atesleyen bujini patlatirim.Mazot pompasindan gelen mazotu uzerine puskurdukten sonra Supaplarini soker,senin bir yerlerine sokarim.Alternatörünün urettigi akimi sana baglar,seni regülâtöre ceviririm.Pistonlarini cikarir,munasip bir yerlerine monte ederim.Sonra sanayiden Hasan abiyi ararım,seni onun yanına yollarım.Hasan abi senin kornani söker,sonra seni bana geri yollar.Yanıma döndüğünde artik bana öttürebileceğin bir kornan kalmaz anladin mi” dedim.. Tabikide anladım hanfendi diyip masumca uzaklaştı ^^

Minik Davşan

YİNE YAZDIĞIMI BULDUM.

image

Soylu kentlerin varoşlarını döven yoksulluk gibiydi gözlerin gözlerime.Dudakların apansız akşamların en içli türküsü.İrkilip korkunçluğuyla sensiz bir ölmenin daha,sessiz bir yaşama devrettim tüm umutlarımı.Şuh kahkalarıyla uğurluyordu fahişeler yeni bir saati,şarabıyla sakallarını vaftiz ederken bir rahip,kendi ölülerinin gövdelerine sövüyordu tanrılar.Ben kör kuyuların Yusuf talihi,sen Züleyha bakışlı ay gülüşlü kadın.Tamda Meryem rahminde İsayken buyruk olmuşluğu,
duasına amin demeyi unutan çocukların ürkekliğiyle başlıyordu dilimde adın.
Sus beni hayat;ölümü güzel yiğitler demindeyim,ay kesiği düşlerim çağlara kasvet….

Minik Davşan